18 Aralık 2016 Pazar

Eşşek Kadar Adam!


Ahanda geldi geliyor o beklenen zaman...
Bu haftadan sonra GENÇLİK dönemimi geride bırakıp YETİŞKİN sınıfına giriyorum demek! hahayt! :) 26 geride kalıyor artık 'eşşek kadar adam oldun!' lafının hakkını verme zamanı! 

Doğumgünü haftasındayım veeee bu yeni yaşıma daha girmeden sağolsun Turkcell ilk darbeyi indirdi, geçen sinemaya gidelim deyip Perşembe gününe denk gelince, dedim dur bende gençturkcell var. He var he! Turkcell atmış ya beni genç turkcell'den! Peh! 


Yetişkinliğin ilk adımı bu olmamalıydı! <bir acıklı melodi, bi uçları sarkan kaşlar, bi dudak büzmeler bişiler!> E daha ayın 23'ü de olmadı ki hala 26 sayılırım! Ah Turkcell ah! Neyse istenmediğim yerde kalmadım tabisi, gıcık olarak kapattım gnçtrkcll app'i :D

Ama şükür! Yani diyorum ki blogun güzel yüzü; 

Olan bedava sinema biletlerine olsun da bize bişi olmasın! 
Hepberaber, musmutlu nice sağlıklı senelerimiz olsun! 

<Doğumgünümde karaokeye gitme niyetindeyiz, netleşince bildiririm efenim, hepinizi bekleriz!> :))



MUUUUUAH! 


7 Aralık 2016 Çarşamba

İSTEDİKLERİN BİREBİR OLMAK ZORUNDA DEĞİL Kİ, MUTLAKA SENİ MUTLU EDECEK BİR DERLEME VARDIR.


Küçüklüğümden beri hayalimdir resim yapmak.
Ama öyle deftere falan değil, kara kalem yada ne bileyim benzerleri gibi de değil.

Şöyle bir oda düşün boydan boya cam, ormana bakıyor. Odanın tam ortasında bir şövale... Benim elimde bir palet, boyalar saçılmış her yere, tulumuma da sıçramış tabi ama bu bana öyle bir keyif veriyor ki, kaşlarımı çatarken bile tebessüm edebiliyorum, tam da öyle!
Hava tam bir sonbahar havası, şöyle serin ama iç üşütmeyenlerden... Boyalarda kayboluyorum, renklerde hayal ediyorum, mutluluğu resmediyorum...

Evet! Hayal ederken de mutluluk veren dileğim bu işte! Ama elbette ne ormana bakan bir atölyem var, ne de hayallerimdeki gibi resmetmeyi sağlayacak yeteneğim...

Peki şimdi ne yapmalı? Vaz mı geçeceğim bu tebessümden?...
Geçmedim tabi ki...

İş yerimden yine bir hüsranla ayrılınca, bu sefer eskisi kadar ara vermedim. Kendimden eminsem eğer, vicdanım ve ruhum kendiyle rahatsa, çok da sorgulamamak gerek bir şeyleri. Eğer kendinde minicik bir 'Acaba benden mi kaynaklanıyor bu tutunamayışlar?' varsa başka tabi. Ama eğer yoksa, o halde sadece yaşanmıştır işte, hepsi bu.

Durma o karamsarlıkta, hemen silkelen. Silkelen ve düşünmeye başla. Nedir bu şer görünendeki hayır? Göremesen de vardır elbet.

Bende öyle dedim işte. Yeni arayışlara yelken açtım..
Öncelikle hayalimi hatırladım ama şövaleme bir göz kırpıp kendi hayatıma uyarlayabilişlerimi sorguladım. Aklıma renkli renkli kalemler geldi, biraz araştırınca da bembeyaz kupalar... Doğum günlerinde, sevdikleri kişilerin özel günlerinde yada kendilerini özel hissetmek istediklerinde insanların alabilecekleri bir armağan düşündüm. Kişiye özel kupalar boyadım... Bir sürü örnek yaptım, yaptıkça tebessüm ettiğimi fark ettim ve hemen vergi dairesinin yolunu tuttum bu mesleği edinebilmek için :) Sonrasında bir sürü boş vaktim kaldığını fark ettim, kış da geliyordu, kendime içimi rahat ettiren, çok daha az sorumluluk içeren bir iş arayışına girdim. Gittim, görüştüm, kabul edildim ve başladım... İş yerindeki boş vakitlerimde kupalarımı yine tebessümle boyadım. Kendime renkli kurdaleler, kaplama malzemeleri ve koliler yaptırdım... Eve gidince de tebessümle boyadığım kupalarımı fırınlayıp, yeni tebessümler edindirmeleri için hazırladım :) Ve hazırlıyorum işte...

İnanmıyor musun? Durma göz at haydi tık tık

Zaman geçti... İşe başlayalı bir ay, kupalarımı boyayalı da neredeyse dört ay olmuşken, aslında hayalime yaklaştığımı hissettim. Evet birebir aynısı değildi, hatta aynı olmaya çok da uzak sayılırdı ama tebessüm ettiriyordu işte...


Bu yüzden bi not da buraya bırakmak istedim. İlla hayallerimiz birebir olacak değil ya, ucundan köşesinden yakalayıveririz bazen... 

Bu da kendime not olsun daha açıklayıcısından: Eğer bir gün yine birden değişirse bir şeyler ve vicdanın rahatsa ve kendinden eminsen; sadece hayallerini düşün... Hayallerine doğru at adımını, başarı gelecektir elbet... 

Şimdilik koca bi maşallah... :) 
























11 Ekim 2016 Salı

Merhaba!


Yazdım yazdım sildim...

Kapadım kapadım açtım...

Bissürü zaman geçti, bitürlü düzene sokamadım...

Ama özledim mi burada olmayı derseniz; ÇOK!

Herhangi bir konuda olsun mesela, mevzu ne farkeder herhangi bir çabada; İstikrar yoksa başarı olur mu? -Hiç sanmam.

İşte bugünlerde sevdiğimden emin olduğum ama istikrarı kaybedip unuttuğum güzelliklerin arayışındayım...

Birden kendimi burda buldum :) Aslında en güzeli, en yaratıcısı, en eğlencelisi olsun derken eleye eleye hiç birşey bırakamadım buraya kendimden aylardır..

Ama dedim ya; istikrar yoksa.........

Belki de en mükemmelimi değil, sadece kendimden sadece birşeyleri dökmektir asıl istediğim buraya...

Merhaba Blog! Yeniden merhaba sana! :)




4 Nisan 2016 Pazartesi

Bahar! :)


Oh be! 

Bahar geldi yeniden! 
Camın önüne dizdiğim çiçeklerim de açtı!
Artık çok daha az üşüyoruz, hatta temiz hava için saatlerce cam açtığım da oluyor!
Saatleri de ileri aldık, aydınlık oluyor gün ofisten çıkarken!

Yakın da yaz kıyafetlerini de çıkardım mı tamamdır bu iş!
Tatil heyecanı sarıyor yavaş yavaş!

Oh be! 


10 Mart 2016 Perşembe

AFFET!

Upuzuun bir aradan sonra merhaba...
Ne çok zaman geçmiş ve ne çok birikmiş anlatacaklar... Süreç uzun ama farklı... Biraz daha içe dönük ve bu içe dönüklük adeta bir yolculuk...

Karışık cümlelerle olabildiğince aklınızı karıştırmak ve belki de bilinçli bir soru işareti bırakıp bundan keyif almak... :) Ruh halim bir değişik... Ama nedenini tam olarak kestiremediğim şekilde bol tebessümlü ve heyecanlı...

Sizlere yazmadığım bu süre içinde azıcık birazcık kendi ruhumu dinlemeye merak saldım... Bilinç, hatta bilinçaltı ne denli karışık ve keyifli... Aslında her zaman keyifli değil, daha doğrusu hep karışık :) 

İnsan ne çok şey biriktiyor bilincinde... Sallanamayan bir el, özlenen bir koku, güçlü olma çabası yada dilediği bir dilek kocaaamaaaan bilinç denizine kağıttan gemilerle bırakılıyor yaşam boyu... Sonra yıllar geçiyor ve bir davranışın, bir tepkinin yada bir korkunun ardına sığınan o kağıttan gemi çıkıveriyor ortaya... 

Yolun başındayım, çok başında... Fakat bu yolun en başındayken dahi, hani başlamak başarmanın yarısıymış ya, işte o yarıya tek bir gerçekle ulaşabiliyorsunuz; barışmak. 

Geçmişinizle barışmak, kimi zaman gözyaşlarınızla yada göz yaşlarınıza neden olanlarla barışmak... Yani yaptıklarınızla barışmak, yada yapmadıklarınızla... Ama önce affetmek, özümsemek ve kabullenmek... 

Yapmadıklarınızın yada yapamadıklarınızın keşkelerini bir kenara bırakmak çünkü yaptığınız en kötü, neden olduğunuz en korkunç durumdan dahi pişman olmamak... Evet! Pişman olmamak ama ders almak... Belki de doğru kelime pişman olmamak değil, 'keşke' dememek diyelim. Yaptıysam yada neden olduysam oldum. Eğer bu benim ruhuma acı verdiyse ve bunu yinelememek benim elimdeyse, o halde bir sonraki adımımı bu bilinçle atabilirim. İşte buna benzer bir düşünce. 

Zor... Ama dedim ya, daha başındayım.

Ufak ayrıntıları dahi hatırlayıp taa derinlerden çıkarıp barışma çabalarındayım :) Affetme, ama önce kendimi... :)

Bugünlerde böyle işte... Anlatacak çok şey var, şimdilik bu kadar!

SEVGİYLE KALIN. AFFEDEREK, FARKEDEREK VE HUZURLA SEVEREK...