18 Aralık 2016 Pazar

Eşşek Kadar Adam!


Ahanda geldi geliyor o beklenen zaman...
Bu haftadan sonra GENÇLİK dönemimi geride bırakıp YETİŞKİN sınıfına giriyorum demek! hahayt! :) 26 geride kalıyor artık 'eşşek kadar adam oldun!' lafının hakkını verme zamanı! 

Doğumgünü haftasındayım veeee bu yeni yaşıma daha girmeden sağolsun Turkcell ilk darbeyi indirdi, geçen sinemaya gidelim deyip Perşembe gününe denk gelince, dedim dur bende gençturkcell var. He var he! Turkcell atmış ya beni genç turkcell'den! Peh! 


Yetişkinliğin ilk adımı bu olmamalıydı! <bir acıklı melodi, bi uçları sarkan kaşlar, bi dudak büzmeler bişiler!> E daha ayın 23'ü de olmadı ki hala 26 sayılırım! Ah Turkcell ah! Neyse istenmediğim yerde kalmadım tabisi, gıcık olarak kapattım gnçtrkcll app'i :D

Ama şükür! Yani diyorum ki blogun güzel yüzü; 

Olan bedava sinema biletlerine olsun da bize bişi olmasın! 
Hepberaber, musmutlu nice sağlıklı senelerimiz olsun! 

<Doğumgünümde karaokeye gitme niyetindeyiz, netleşince bildiririm efenim, hepinizi bekleriz!> :))



MUUUUUAH! 


7 Aralık 2016 Çarşamba

İSTEDİKLERİN BİREBİR OLMAK ZORUNDA DEĞİL Kİ, MUTLAKA SENİ MUTLU EDECEK BİR DERLEME VARDIR.


Küçüklüğümden beri hayalimdir resim yapmak.
Ama öyle deftere falan değil, kara kalem yada ne bileyim benzerleri gibi de değil.

Şöyle bir oda düşün boydan boya cam, ormana bakıyor. Odanın tam ortasında bir şövale... Benim elimde bir palet, boyalar saçılmış her yere, tulumuma da sıçramış tabi ama bu bana öyle bir keyif veriyor ki, kaşlarımı çatarken bile tebessüm edebiliyorum, tam da öyle!
Hava tam bir sonbahar havası, şöyle serin ama iç üşütmeyenlerden... Boyalarda kayboluyorum, renklerde hayal ediyorum, mutluluğu resmediyorum...

Evet! Hayal ederken de mutluluk veren dileğim bu işte! Ama elbette ne ormana bakan bir atölyem var, ne de hayallerimdeki gibi resmetmeyi sağlayacak yeteneğim...

Peki şimdi ne yapmalı? Vaz mı geçeceğim bu tebessümden?...
Geçmedim tabi ki...

İş yerimden yine bir hüsranla ayrılınca, bu sefer eskisi kadar ara vermedim. Kendimden eminsem eğer, vicdanım ve ruhum kendiyle rahatsa, çok da sorgulamamak gerek bir şeyleri. Eğer kendinde minicik bir 'Acaba benden mi kaynaklanıyor bu tutunamayışlar?' varsa başka tabi. Ama eğer yoksa, o halde sadece yaşanmıştır işte, hepsi bu.

Durma o karamsarlıkta, hemen silkelen. Silkelen ve düşünmeye başla. Nedir bu şer görünendeki hayır? Göremesen de vardır elbet.

Bende öyle dedim işte. Yeni arayışlara yelken açtım..
Öncelikle hayalimi hatırladım ama şövaleme bir göz kırpıp kendi hayatıma uyarlayabilişlerimi sorguladım. Aklıma renkli renkli kalemler geldi, biraz araştırınca da bembeyaz kupalar... Doğum günlerinde, sevdikleri kişilerin özel günlerinde yada kendilerini özel hissetmek istediklerinde insanların alabilecekleri bir armağan düşündüm. Kişiye özel kupalar boyadım... Bir sürü örnek yaptım, yaptıkça tebessüm ettiğimi fark ettim ve hemen vergi dairesinin yolunu tuttum bu mesleği edinebilmek için :) Sonrasında bir sürü boş vaktim kaldığını fark ettim, kış da geliyordu, kendime içimi rahat ettiren, çok daha az sorumluluk içeren bir iş arayışına girdim. Gittim, görüştüm, kabul edildim ve başladım... İş yerindeki boş vakitlerimde kupalarımı yine tebessümle boyadım. Kendime renkli kurdaleler, kaplama malzemeleri ve koliler yaptırdım... Eve gidince de tebessümle boyadığım kupalarımı fırınlayıp, yeni tebessümler edindirmeleri için hazırladım :) Ve hazırlıyorum işte...

İnanmıyor musun? Durma göz at haydi tık tık

Zaman geçti... İşe başlayalı bir ay, kupalarımı boyayalı da neredeyse dört ay olmuşken, aslında hayalime yaklaştığımı hissettim. Evet birebir aynısı değildi, hatta aynı olmaya çok da uzak sayılırdı ama tebessüm ettiriyordu işte...


Bu yüzden bi not da buraya bırakmak istedim. İlla hayallerimiz birebir olacak değil ya, ucundan köşesinden yakalayıveririz bazen... 

Bu da kendime not olsun daha açıklayıcısından: Eğer bir gün yine birden değişirse bir şeyler ve vicdanın rahatsa ve kendinden eminsen; sadece hayallerini düşün... Hayallerine doğru at adımını, başarı gelecektir elbet... 

Şimdilik koca bi maşallah... :) 
























11 Ekim 2016 Salı

Merhaba!


Yazdım yazdım sildim...

Kapadım kapadım açtım...

Bissürü zaman geçti, bitürlü düzene sokamadım...

Ama özledim mi burada olmayı derseniz; ÇOK!

Herhangi bir konuda olsun mesela, mevzu ne farkeder herhangi bir çabada; İstikrar yoksa başarı olur mu? -Hiç sanmam.

İşte bugünlerde sevdiğimden emin olduğum ama istikrarı kaybedip unuttuğum güzelliklerin arayışındayım...

Birden kendimi burda buldum :) Aslında en güzeli, en yaratıcısı, en eğlencelisi olsun derken eleye eleye hiç birşey bırakamadım buraya kendimden aylardır..

Ama dedim ya; istikrar yoksa.........

Belki de en mükemmelimi değil, sadece kendimden sadece birşeyleri dökmektir asıl istediğim buraya...

Merhaba Blog! Yeniden merhaba sana! :)




4 Nisan 2016 Pazartesi

Bahar! :)


Oh be! 

Bahar geldi yeniden! 
Camın önüne dizdiğim çiçeklerim de açtı!
Artık çok daha az üşüyoruz, hatta temiz hava için saatlerce cam açtığım da oluyor!
Saatleri de ileri aldık, aydınlık oluyor gün ofisten çıkarken!

Yakın da yaz kıyafetlerini de çıkardım mı tamamdır bu iş!
Tatil heyecanı sarıyor yavaş yavaş!

Oh be! 


10 Mart 2016 Perşembe

AFFET!

Upuzuun bir aradan sonra merhaba...
Ne çok zaman geçmiş ve ne çok birikmiş anlatacaklar... Süreç uzun ama farklı... Biraz daha içe dönük ve bu içe dönüklük adeta bir yolculuk...

Karışık cümlelerle olabildiğince aklınızı karıştırmak ve belki de bilinçli bir soru işareti bırakıp bundan keyif almak... :) Ruh halim bir değişik... Ama nedenini tam olarak kestiremediğim şekilde bol tebessümlü ve heyecanlı...

Sizlere yazmadığım bu süre içinde azıcık birazcık kendi ruhumu dinlemeye merak saldım... Bilinç, hatta bilinçaltı ne denli karışık ve keyifli... Aslında her zaman keyifli değil, daha doğrusu hep karışık :) 

İnsan ne çok şey biriktiyor bilincinde... Sallanamayan bir el, özlenen bir koku, güçlü olma çabası yada dilediği bir dilek kocaaamaaaan bilinç denizine kağıttan gemilerle bırakılıyor yaşam boyu... Sonra yıllar geçiyor ve bir davranışın, bir tepkinin yada bir korkunun ardına sığınan o kağıttan gemi çıkıveriyor ortaya... 

Yolun başındayım, çok başında... Fakat bu yolun en başındayken dahi, hani başlamak başarmanın yarısıymış ya, işte o yarıya tek bir gerçekle ulaşabiliyorsunuz; barışmak. 

Geçmişinizle barışmak, kimi zaman gözyaşlarınızla yada göz yaşlarınıza neden olanlarla barışmak... Yani yaptıklarınızla barışmak, yada yapmadıklarınızla... Ama önce affetmek, özümsemek ve kabullenmek... 

Yapmadıklarınızın yada yapamadıklarınızın keşkelerini bir kenara bırakmak çünkü yaptığınız en kötü, neden olduğunuz en korkunç durumdan dahi pişman olmamak... Evet! Pişman olmamak ama ders almak... Belki de doğru kelime pişman olmamak değil, 'keşke' dememek diyelim. Yaptıysam yada neden olduysam oldum. Eğer bu benim ruhuma acı verdiyse ve bunu yinelememek benim elimdeyse, o halde bir sonraki adımımı bu bilinçle atabilirim. İşte buna benzer bir düşünce. 

Zor... Ama dedim ya, daha başındayım.

Ufak ayrıntıları dahi hatırlayıp taa derinlerden çıkarıp barışma çabalarındayım :) Affetme, ama önce kendimi... :)

Bugünlerde böyle işte... Anlatacak çok şey var, şimdilik bu kadar!

SEVGİYLE KALIN. AFFEDEREK, FARKEDEREK VE HUZURLA SEVEREK... 











31 Ağustos 2015 Pazartesi

HOŞGELDİN EYLÜL...

Hoşgeldin Eylül.. 
Hoşgeldin en sevdiğim ay... 
Lütfen beraberinde, Allah'ın izniyle; önce sağlık, sonra da barış, dostluk, kardeşlik getir... 

Gözyaşı sadece mutluluktan, çok gülmekten süzülsün yanaklarımızdan... Hepimizin! Tüm milletimizin... 

Sonrasında yepyeni güzel heyecanlar getir Eylül... Yeni umutları tebessümle gerçekleştireceğimiz bir ay ol lütfen... Tatlı tatlı essin rüzgarın yüzümüze... Öyle güzel heyecanlar olsun ki kelebekler uçuşsun içimizde... 

Görülecek yeni yerler, dinlenecek yeni şarkılar, sevdiğimizle izleyeceğimiz yepyeni filmler, dostlarla atılacak bolca kahkahalarla dol sen! 

Hoşgeldin Eylül... Lütfen, bize iyi gel.. Çok iyi gel... 


25 Ağustos 2015 Salı

Kilden Gelen Güzellik- DERMOKİL

Herkese Merhaba! 
Uzun süredir yazılmak için beni bekleyen, fakat ürün incelemelerini tamamlamadan yazmak istemediğim Dermokil Kozmetik'e, işte şimdi sıra gelmiş bulunmakta :) 

Kil maskesinden, el kremine, losyonundan şampuanına birçok ürünün bulunduğu bu seti bana ulaştıran Dermokil'e kocaman bir teşekkür edip, ürünleri tek tek yorumlamak isterim.

DERMOKİL EL KREMİ
Ürün, öncelikle yapısı gereği oldukça yoğun geldi bana. Bunda, benim bol bol sürmemin etkisinin olabileceğini düşünsem de, sürdüğümde o yoğun his kısa sürede çokça hafifledi... Gerçekten şaşırdım kaldım. Çok güzel bir his bıraktı ellerimde... Hiçbir yapış yapışlık, kötü his bırakmadı. Özellikle kış sezonunda, ellerimizi, dirseklerimizi nemlendirmek için çok çok etkili olacağını düşünüyorum :) Doğrusu ben beğendim :)

DERMOKİL ŞAMPUAN
Üzerinde tüm saç tipleri için uygun olduğu yazsa da, bence yağlı saçlar için çok daha uygun bir ürün bu. Tatilde yanımda götürüp Emrah'ın da, benim de kullanmamızı istedim. Benim saçlarım oldukça kuru, Emrah'ınkiler de yağlı diyebileceğim bir yapıda...Bunun için ikimizin de denediği iyi oldu. Ben,  henüz şampuanlayıp süzerken farkettim ekstra kuruduğunu... Yoğun şekilde nemlendiriciye ihtiyaç duydum açıkçası. Elbette bu sefer de havuzun, denizin etkisi tartışılmaz ama başka şampuanlarda o kadar yaşamadım bu hissi aynı dönemde... Emrah ise, kullanımından gayet memnundu, kötü bir his almadı... Bence uzun süre kullansa, yağlı yapının dahi azaldığını görebilirdi... Uzun lafın kısası, bence bu üründen, kesinlikle yağlı saçlılar çok daha memnun kalacaktır.

DERMOKİL NEMLENDİRİCİ LOSYON
Yine bol bol sürmeme rağmen, bu ürünü çok beğendim. Hiç bir ağırlık yapmadı, kolayca emildi, güzelce nemlendirdi :) 
Daha yazlık bir nemlendirici gibi geldi bana bu ürün. Vücut için de çok uygun ki, dediğim gibi ağırlık yapmaması, bir katman halinde nemlendiricilerin o kötü hissini bu ürünün bırakmaması çok hoşuma gitti :)

DERMOKİL KİL MASKESİ
Gelen son ürünüm buydu... Açıkçası kullanırken biraz şaşırdım çünkü genelde kil kullandığımda, yüzümün ekstra kuruduğunu hissederim. Ancak bu üründe o kuruluğu hissetmemek beni çok sevindirdi. Sürümü gayet kolay... Yapısı oldukça başarılı... Yıkandığında, zannediyorum kuruma olmadığından, ve böylece ekstra gerginlik olmadığından 'Acaba temizlenmedi mi yüzüm!?' diye düşünmedim değil. Ama tamamen durulayıp incelediğimde başarılı buldum. Özellikle benim gibi kuru ciltler kil denemek istiyorlarsa bence çok memnun kalacaklar :)

Bahsettiğim ürünleri ve çok daha fazlasını alıp denemek için buyrun Dermokil'in satış sitesine, işte tık tık! :) 

Harika Günler Dilerim!





20 Ağustos 2015 Perşembe

Story'SE Mutfakta- Noodle

Herkese Merhaba! 

Uzun süredir ilgi alanlarım arasına, Youtube'da hoşuma giden yemek tariflerini izlemeyi ekledim. 
Hal böyle olunca, aklıma takılan yada izleyip hoş olacağını düşündüğüm tarifleri sıkça deniyorum.
Geçenlerde bir Noodle tarifi izledim, hem değişiklik olur, hem de becerebilecek miyim diye chopstick siparişlerim gelince girdim mutfağa...

Noodle gibi yiyecekler, işte ne bileyim makarnalar mesala, bizim evde, akşam sofralarında önemli yer tutarlar. 'Ne var canım makarna işte haşla koy' deyip geçmeden, oldukça özenle hazırlanır ve ana yemek olarak tüketilir... Elbette köfte-patates yanına eşlik eden karbonhidrat da oluverir bazen ama kıymalı, kremalı mantarlı tavuklu yada domates soslu biberli tavuklu hazırlanıp tek öğün olarak tüketildiği de oldukça çoktur... Hatta hafif diri penne üzerine, kıymalı harcı koyup, baharatlandırıp bir de sarımsaklı yoğurtla birleşir kiiiiii; o bambaşka bir blog konusu :) <Bak gördün mü canım çekti gece gece! :)>


Neyseeeee lafı fazla uzatmadan gelin bizim mutfağa esen Asya rüzgarına.... :) 

Malzemeler (2 kişilik)
-2 Parça Göğüs Eti
-2 Parça Noodle (Paketten 6 adet çıkıyor)
-Tuz, Karabiber, Pul Biber
-Tatlı Renkli biberler (Ben sadece kırmızı renk kullandım, ama sarılar da pek tatlı olur)
-Soya Sosu
-Zeytinyağı
-Pişirmek için mümkünse Wok tava (Ben Granit kullandım, yapışmaz tüm tavalar uygundur sanırım, fakat ağır tavalarda ısı yayılımı için daha güzel olduğu söyleniyor)

Başlangıcı, malzemeleri hazırlayarak yaparsanız, büyük rahatlık oluyor. 

Ben ilk önce tavuk etlerini küp küp keselim, çukurca bir tabağa alalım. Üzerine biraz zeytinyağ gezdirip (1 yemek kaşığı kadar) bolca karıştıralım. Tüm tavuk parçalarının yağlandığından emin olun ki, tavada güzelce mühürlenip sularını salmadan pişsinler...




Biberlerimizi ince ama biraz daha jülyen olarak keselim. Onlar da bir köşede bizi bekleyiversin.




Şimdi gelelim tarife...

Tenceremizde noodleların haşlanması için kaynayan suya bir tutam tuz ekleyip karıştırıyoruz. (Noodleları lezzetlendirmenin bu aşamadaki tek yolu su içindeki tuz. Yağ da koyun derler ama zaten su ve yağ karışmaz ki, ben yağ koymayı bırakıp tuz eklemeye devam ettikçe anladım farkı :) )
İki parça noodleı (kişi sayısına göre adetleri artırabilirsiniz) haşlanmak üzere kaynar su dolu tencereye alıp şöylece bir karıştırıp pişmeye bırakıyoruz.


Bu sırada, Wok tavamızın altını oldukça fazla açıp, tavayı iyice kızdırıyoruz... (İçine yağ vb. koymadan) Tavanın iyice kızdığından emin olduktan sonra zeytinyağladığımız göğüs etini tavaya koyup biraz yayıyoruz. Herhangi bir karıştırma vs. yapıyorum ki etler iyice mühürlensin. O 'Coooossss!' sesini duymamız şart :) 



Tavukların altı altın rengini aldığında hafifçe karıştırıp diğer tarafların da mühürlenmesini sağlıyorum... Tavuklar iyice piştiğinde, tavadan bir tabağa aktarıyorum...



(Bu arada noodle ımın tadına bakıyorum, yenebilir kıvama geldiyse süzüp bir köşede bekliyorum)
Şimdiiiii tavam boşaldı, biraz yağ ısıtıp hazırladığım biberleri yumuşayana kadar kızartıyorum...



 Biberlerim yumuşadıktan sonra kenardaki tavuklarımı ekliyorum ve karıştırıyorum. İçiçe geçtikten sonra tuzumu, bir tutam karabiberimi ve pul biberimi ekliyorum... 
Yine güzelce karıştırıp süzmüş olduğum noodleları da tavama ekliyorum... Artık ocağın altını kısabilirim. Tüm parçalar birleşti, iyice karıştırıyorum... 




 Hafif ılıklaşan noodlelarım yeterince ısındığında ocağımın altını kapatıp damak zevkime göre soya sosumu ekliyorum. Ben buram buram soya sosu sevmediğimden tahmini 1-2 yemek kaşığı kadar eklemişimdir sanırım... Tekrar iyice karıştırıp, tabaklarıma servisi yapıyorum :) 




Bizim için oldukça keyifli bir yemek oldu... Umarım siz de beğenirsiniz! :) 
Sevdiklerinize hazırladığınız nice tebessümlü sofralar olsun! :)



Muuuuahhhh! 







19 Ağustos 2015 Çarşamba

TÜM ZAMANLARIN EN FAVORİ 5'İ! :)

Issız bir adaya düşsem yanıma alacağım 3 şey mi? I-ıh! Bunun kararını vermek bir hayli zorlar beni! :) 
Ama adayı madayı boşver de 'Sen bize elinde olan en favori 5 bakım ve kozmetik ürünü seç!' derseniiiizzz işte buyrun; :) 






1- MAC/ STUDIO FIX FLUID Fondoten

Köpüğünden kremine birçok fondöten denedim bugüne kadar ama yok böylesini görmedim! Yaklaşık 3 yıldır fondöten olarak elim hep bu ürüne gidiyor. Hatta sadece birkaç defa başka fondötenler kullandım diyebilirim. Şişe kırıldı aldım, bitti aldım, aldıkça aldım :) Kapatıcılığı çok yerinde, saten bir bitişi var ve renk cildime çok çok uygun! E daha ne isterim ki bir fondötenden... Benim rengim NW20.. Yolunuz Mac'e düşerse ve kapatıcılığı yüksek bir fondöten arıyorsanız, en azından bir deneyin derim ;)







2- TANGLE TEEZER Tarak

Saçlarım oldukça kuru olduğundan tarama durumu benim için hep sıkıntılıydı... Tararken yolunan saçlarıma bazen ben bile inanamıyordum ki; Sephora'dan şu Tangle Teezer'ları edinene kadar ;)
Ben mini boylarını tercih ettim... Çantada taşımak için oldukça uygun tasarlanmış. Benim en beğendiğim olay ise üzerine takabileceğiniz kapağı oldu. Büyük boylarında sanırım yoktu, bu yüzden dediğim gibi küçük çanta boyları tercih ettim. O kadar mantıklı ki; çantanızda tarağınızın hijyenini düşünmek zorunda kalmıyorsunuz artık. Bir uzun bir kısa kılları olan ve sanırım plastik... Ama elbette sert değil, hani silikondan sertçe ama yine de kolayca bükülebilir... İşte böyleeee, 
Benim 'en'ler listesine şöyle heybetlice kuruluverdi kendisi :)






3- TONİ&GUY GLAMOUR SERUM DROPS Saç Bakım Serumu

Kısa zaman önce edindiğim bu ürünü gerçekten çok beğeniyorum. Az önce de söylemiştim, saçlarım oldukça kuru... Saç kremsiz zaten mümkünatı yok, saç maskeleri de iyi geliyor doğrusu amaaaa hani saçların şöyle bi yoğun ıslaklığını aldıktan sonra bikaç pompa uçlara, birkaç pompa da gelişigüzel tüm saça yedirince; hem mis gibi kokuyor, hem kurudukça yumuşacıklığı hissetmek harika oluyor! :)
,





4- CLİNİQUE DRAMATICALLY DIFFERENT MOISTURIZING LOTION Nemlendirici Losyon


Ben bu ürünü Clarisonic ile kullanıyorum genelde. Kupkuru cildi, hele ki güzel bir temizledikten sonra minicik dahi kullansanız pamuk gibi yapabiliyorsunuz :) 

Clinique web sitesinde de sıkça yer alan kampanyaları ben bu ürünle değerlendirmek istemiştim. Sanırım yılbaşıydı aldığımda, çok ama çok memnunum :) 





5- THE BALM NUDE TUDE Far Paleti

Bu paletle kim bilir kaç kez göz makyajı yaptım! Müptelasıyım, bırakamıyorum :)) Gölge yapmadan göz kapağıma kullanabiliyorum, gölge yaparak iki renk kullanabiliyorum, Serious rengini, (en sağ, en üstteki siyah renk) kaş farı olarak kullanıp, Sassy rengiyle (sol üstteki beyaz) göz pınarlarımı aydınlatabiliyorum. Kocaman aynası da oldukça hoşuma gidiyor ki geçenlerde çekilişimde bu ürüne yer vermiştim :) 5. ve son favori ürün hakkımı da seve seve Nude Tude ile dolduruyorum! :) 



İşte benim favorilerim bu şekildeydi! :) Umarım beğenmişsinizdir! :) Peki sizin favorileriniz hangi ürünlerden oluşuyor? İlk 5'inizi sıralayacak olsanız mesela hangilerine yer verirdiniz? Önerilerinizi ve düşüncelerinizi, benimle yorum olarak paylaşırsanız çok sevinirim! :) 

Çooook Sevgiler! :) 






17 Ağustos 2015 Pazartesi

YAZLIK SPOR KOMBİNİ

Hani zaman zaman duyarız ya, 'Ben diyet yapmadım şekerim, yaşam tarzımı değiştirdim!' diyenleri... Kilolarımla başımın dertte olduğu o anlarda, ağızlarına kürekle vurmak istediğim bu tiplerin sözleri beni benden alırdı! Yahu ne yaptın kızım söyle benden değiştireyim tarzımı!

Bugünlerde o tiplere sanırım kendimi de ekledim :D Anladım ki kilo vermek için belli başlı birkaç şeye dikkat edip, yaşamımızı gerçekten şekillendirdiğimizde gram gram kurtuluyoruz fazlalıklardan... Ben henüz 5 kilodayım... Yolum çoooook uzun. İnşallah hedeflediğim sağlıklı kiloma, yine sağlıkla ulaşırsam işte bu tiplerin sırrını açığa vuracağım. Ahanda diyeceğim, böyle böyle değiştirdim yaşam tarzımı :) Ama dedim ya, daha yol uzun! :)

Bu değişimde beni yalnız bırakmayan saygıdeğer UP24'üme selam çakıp, spor yaparken kullanmayı tercih ettiğim kombinden bahsedeceğim :) Bir bisikletsever olarak sürüş zevkimi gammazlayan bu nemli havalarda, bisiklete ara verip, hazır evde bir boş odamız varken seriverdiğim koşu bandımı bu savaşta yanıma aldım...

Elbette bir spor ayakkabı gerekecekti ki o da başka bir atarlılık konusu, zira kapının önünden en sevdiğim spor ayakkabılarımı yürüten insancığın umarım o ayakkabılara gerçekten ihtiyacı vardır!

**

Bende yeni ayakkabı tercihimi yine aynı marka olan Reebok tercih ettim, itiraf ediyorum bu seferkileri daha rahat :) Bu anlarda ayakkabının hafifliği çok önemli, içinde rahat olduğumuz kadar ayakkabının bize ekstra ağırlık yapmaması gerek... Benim modelim : M45167 Dipnot: Elbette teşekkür bekleme insancık, söyle ne yaptın ayakkabılarımıııı!






Tayt bir tercih olabilirdi ama bu ne sıcak yahu! Taytımı o markada bulmayı hiç ummadığım ama çok hoşuma giden LCW'den aldım, ama bisiklete erteledim... Bence koşu bandında ancak şort gider... H&M bu arayışımı da sonlandırdı veeeee spor şortumu edindim :)
                                 


Tişört olarak elbette birçok seçenek var ama gözünüzü seveyim pamuklu tercih edin, nefes alsın vücudunuz... Benim en başarılı bulduğum Koton'du...



Spor iç çamaşırı bilemedim şart mı, ama ben tercih ettim... Özellikle evdeyken çok rahat oluyor... Bu konuda da üzerinize yapışıp hatta dar gelen yada sizi rahatsız eden modellerden bence uzak durun... :)

İşteeee benim spor kombinim bu şekilde :) Umarım beğenmişsinizdir, ancak fikirlerinizi ve önerilerinizi alta yorum olarak bırakırsanız çok çok sevinirim!

Kooooccaman öpücükler! Mutlu yaşam tarzı değiştirmeceleeer :)